Hawthorne Etkisi

Hawthorne Etkisi

Hawthorne etkisi, endüstri tarihindeki en bilinen bir (daha doğrusu bir dizi) deneye dayandırılan bir olgudur. İş ve verimlilik konusunda büyük çaplı bir değişimi işaret etmiştir.

Hawthorne etkisi, endüstri tarihindeki en bilinen bir (daha doğrusu bir dizi) deneye dayandırılan bir olgudur. İş ve verimlilik konusunda büyük çaplı bir değişimi işaret etmiştir. Daha önceki çalışmalar, özellikle Frederick Taylor’ın etkileyici düşünceleri (bilimsel yönetim) daha çok birey ve bireyin performansının nasıl iyileştirilebileceği üzerine yoğunlaşıyordu. Hawthorne, bireyi, sosyal bir çerçeve içine yerleştirdi ve çalışanların verimliliğini yalnızca doğuştan gelen özelliklerinin değil, çevreleri ve beraber çalıştıkları insanların da etkilediğini ortaya koydu.

Deneyler, Western Electric’in Chicago’nun bir kenar mahallesi olan Hawthorne’de 1920’lerin sonu ile 1930’ların başı arasında yapıldı. Çalışmalar büyük ölçüde, daha sonra Harvard’da endüstriyel araştırma profesörü olan Avustralyalı sosyolog Elton Mayo yönetiminde yürütüldü.

Deneylerin orijinal amacı, fiziki çalışma koşullarının verimlilik üzerindeki etkisini incelemekti. Hawthorne fabrikasında iki grup işçi denek olarak kullanıldı. Bir gün bir grubun çalıştığı salonun aydınlatması iyice artırılırken diğer grubun aydınlatması değiştirilmedi. Araştırmacılar hayretle gördüler ki, aydınlatması artırılan mekânda çalışan işçilerin verimliliği diğer gruba büyük ölçüde artmıştı.

Çalışanların çalışma koşullarında başka yönlerden de (çalışma saatleri, dinlenme araları vb.) değişiklikler yapıldı ve her örnekte yapılan her değişiklikle birlikte verimlilik de arttı. Hatta, aydınlatma yine azaltıldığında bile. Her şey, deneylerden önceki haline döndürülürken, fabrikadaki verimliliğin en yüksek düzeylere ulaştığı görüldü. Devamsızlık minimuma inmişti.

Deneyi yapanlar, verimliliği artıran şeyin çalışanların fiziki çalışma koşullarındaki değişim olmadığı sonucuna vardılar. Verimliliği artıran şey, daha çok, birilerinin onların çalışma koşulları hakkında düşünmesi ve onlara değişiklik yapılmadan önce tartışma fırsatı verilmesiydi.

Mayo’nun bulgularındaki kritik bir unsur ise grup halinde çalışmanın bireyin üzerindeki etkisiydi. Bir keresinde Mayo şöyle yazmıştı:

İnsanın aidiyet duygusu da denilen, arkadaşlarla dayanışma arzusu, bireysel çıkar ve bir sürü düzmece yönetim ilkesinin dayandığı mantığa göre daha ağır basıyordu.

Daha sonra şunları da notlarına ekledi:

Gerçekte, bir bütün olarak çalışma grubunun kendisi, her bir işçinin üreteceği miktarı, adil bir günlük çalışma sonucu olarak sadece (yönetimin değil) kendi grup normlarına göre belirliyordu. Bu standardın verimlilik mühendislerinin belirlediği standartla ilgisi yoktu.

Araştırma grubunun ileri gelen bir üyesi olan Fritz Roethlisberger de daha sonra şöyle yazacktı:

Hawthorne araştırmacıları, giderek daha da artan ölçüde, organizasyon semalarında yer almayan ancak şirketin resmi organizasyonu içinde oluşan gayrı resmi çalışan grupları üzerinde yoğunlaşmaya başladılar. Çalışanların kendilerini grubun ayrılmaz bir parçası alarak hissetmelerini sağlayan inanç ve öğretiler, araştırmacıların daha da çok ilgilerini çekti.