Bilgi Yönetimi

Bilgi Yönetimi

“Geleceğin tipik şirketi bilgi temelli olacaktır, yani esas olarak, kendi performanslarını iş arkadaşlarından, müşterilerden ve genel merkezden gelen geribildirimlerle yöneten ve disipline eden uzmanlardan oluşan bir organizasyon. Bu nedenle ben bu yapıya enformasyona dayalı organizasyon diyorum.”

1988’de Peter Drucker şöyle yazıyordu:

            “Geleceğin tipik şirketi bilgi temelli olacaktır, yani esas olarak, kendi performanslarını iş arkadaşlarından, müşterilerden ve genel merkezden gelen geribildirimlerle yöneten ve disipline eden uzmanlardan oluşan bir organizasyon. Bu nedenle ben bu yapıya enformasyona dayalı organizasyon diyorum.”

Böyle bir organizasyonda bilgi ve enformasyonun yönetimi, rekabet avantajı elde etmek için anahtar haline gelir. 1992’de, Charles Handy buna şöyle karşılık verdi:

“Bugünkü iş dünyası büyük ölçüde, bireylerin kalplerinde ve beyinlerinde ayrılmazcasına bulunan entelektüel servete dayanmaktadır.” Her iki yazar da şirketlerde Viktorya çağından çok farklı noktalara ulaşmış bir farkındalığı yansıtyordu. O zamanlarda şirketler “satın aldıkları işgücü tarafından işlenen taşınmaz maddi servetlerdi.” Şimdi şirketlerin en değerli servetleri maddi olmayan varlıklardı- çalışanların kalplerindeki veya beyinlerindeki bilgi veya resmi veri bankaları, patentler, telif hakları vs. gibi.

Bilgi artık yalnızca iş hayat için değil milli düzeyde de servet yaratmanın anahtarı olarak görülüyordu. İngiliz hükümetinin milli rekabet düzeyi ile ilgili 1998 tarihli Beyaz Kitap’ında (Hükümet Raporu) şöyle deniyordu:

Başarımız, en değerli varlığımız olan bilgi, yetenek ve yaratıcılığımızdan nasıl yararlanacağımıza bağlıdır… bunlar bilgiye dayalı modern ekonominin tam kalbinde yer alırlar.

Amerikalı yönetim profesörü Lester Thurow, 1997’de Haruard Business Review ’deki bir makalesinde daha da ileri giderek, entelektüel varlık haklarının, sanayi üretiminden ve hammadde ticaretinden daha önemli hale geldiğini öne sürdü.  Şirketler bunu bir kere kavrayınca, o bilgiyi nasıl yöneteceklerinin ve daha fazla değer yaratmak için bilgiyi en iyi kullanma yolunu bulmanın önemini anladılar. Bu, daha önce sistematik olarak eğildikleri bir konu değildi.

Bilgi yönetimi, dört ayrı faaliyet olarak görülmektedir:

·           Enformasyonu ele geçirmek. Şirketler, önemli bir elemanın işten ayrılması halinde bir anda hayati önemdeki bilgilerden yoksun kalmamayı garanti etmek zorundadır.

·           Fikir üretmek. Bütün çalışanlar, yeni fikir toplama kutuları veya şirkete para kazandıracak veya tasarruf sağlayacak yeni fikirler üretmeleri konusunda ödüllendirme yoluyla, yeni fikirlerle ortaya çıkmaları konusunda teşvik edilmelidir.

·           Bilgi depolama. Veri depoları öyle tasarımlanmalıdır ki ihtiyacı olan herkes içindeki bilgiye erişebilsin.

·           Bilginin dolaşımı. Organizasyonlar bilgilerin başkalarına da ulaşmasını teşvik etmelidir. Geçmişte bilgi saklamak bir güç kaynağı olarak görülüyordu.