Bilimsel Yönetim

Bilimsel Yönetim

Bilimsel yönetim, geniş kitlelere ulaşan ilk büyük yönetim teorisidir. 20.  Yüzyılın ilk yıllarında Amerikan iş dünyasını derinden etkiledi ve o günden bu yana yönetim teorileri ya ona karşı bir reaksiyon olarak gelişti yada onun daha gelişmiş bir biçimi oldu.

Bu teori ilk olarak Frederick Winslow Taylor tarafından, kısmen o zamanlar “asker davranışı” olarak adlandırılan – işçilerin mümkün olan en uzun sürede en az iş yapma çabası-bir motivasyon problemine karşı öne sürülmüştü. Bunu önlemek üzere, Taylor, yöneticilere verimliliği bilimsel olarak ölçmeyi ve çalışanların önüne ulaşılması güç hedefler koymayı önerdi. Bu metot, çalışanların yüksek maaşlar ve terfi ödüllendirildiği alternatif metot olan inisiyatif ve ödüllendirmenin tam tersiydi. Taylor alternatif metot için “ zehirleyici” diyordu.

Bilimsel yönetim, yöneticilerin ellerinde kronometre ve not defterleriyle işyerinde gezinmelerini ve değişik departmanlarda zaman ve hareket etütleri yapmalarını öngörür. Bu metot, işçilerin verdikleri zamana göre değil, ürettiklerine göre ücretlendirildiği parça başı ücret sistemine yol açtı. Taylor’ın 1895’te yayımlanan ilk kitabının adı A Piece-rate System’dı (Parça Başı Sistemi).

Ona göre, “yönetimin ana amacı tek tek her bir çalışanla beraber işverenin en ileri düzeyde zenginleşmesiydi.” Yönetim, işçiler ve iş sahiplerinin çıkarları, birbirinin içine geçmişti. Ona kalsa “ her türlü beyinsel iş ” işletme zemininden uzaklaştırılmalı ve bütün işler mümkün olduğu ölçüde makinelere devredilmeliydi. En sevdiği deyiş “Geçmişte insan önce geliyordu, gelecekte makineler önce gelmeli” ydi ve 20. yüzyılın epey ilerilerine kadar süren insana karşı makine tartışmasını ateşledi.

Teorilerini açık bir şekilde anlattığı The Principles of Scientific Management (Bilimsel Yönetimin İlkeleri, çev. Bahadır Akın, Adres Yayınları, 2005) kendinden sonraki yönetim düşüncesi üzerinde derin bir etki yaptı. Etkiledikleri yönetim düşüncesi üzerinde derin bir etki yaptı. Etkiledikleri arasında Amerikalı zaman ve hareket etüdü uzmanı Frank ve Lillian Gilbreth, teoriyi insan ruhuna karşı bir saldırı olarak gören ve insanların inisiyatifini özgür bırakmanın daha iyi sonuçlar yaratacağını öne süren endüstriyel psikolojisiler ve Michelin Kardeşler (otomobil lastiğinin efsane ismi) gibi sanayiciler vardı.

Bilimsel yönetimin özünde dört ilke bulunur:

·                Geleneksel iş yapma kuralları yerine, halledilmesi gereken görevlerin bilimsel araştırmasına dayanan metotlar koyun.

·                Belirli işler için adam seçip eğitin.

·                İnsanların ne yapmaları gerektiğine dair kesin talimatlar verin ve onları bunları yerine getirirken izleyin.

·                İşi yöneticiler ve çalışanlar arasında bölüştürün, yöneticiler ne yapılması gerektiğini bilimsel olarak planlasın, daha sonra işçiler de bunu uygulasın.

Peter Drucker bir keresinde şöyle yazmıştı: “Taylor, tarihte bir işi sorgusuz sualsiz kabul etmeyerek,  iyice bakıp inceleyen ilk Kişidir. Onun işe yaklaşımı hâlâ temel dayanaktır.”Ancak işçi sendika hareketi daima ondan nefret etmiştir. Bir sendika yetkilisi bir keresinde şunu söylemişti: “Hiçbir zorba diktatör, hiçbir köle taciri, en çılgın rüyalarının en hezeyanlı anlarında bile sefil kölelerine bundan daha tiksindirici koşullar dayatmamıştır.”

Günümüzde serbestçe takım çalışması döneminde Taylor’ın düşüncelerine çok az yer vardır. Ancak Michael Porter ve Michael Hammer’ın yazılarında iş sürecini ölçülebilir ( ve kontrol edilebilir) faaliyetlere ayrıştırmaya yaptıkları vurguda Taylor’ın düşüncelerinin belirsiz yansımalarından daha fazlasını görebiliyoruz.